Hakkında The Kids Are All Right
Lisa Cholodenko'nun yönettiği 2010 yapımı The Kids Are All Right, modern aile kavramını samimi, komik ve dokunaklı bir dille ele alan bir başyapıt. Film, lezbiyen çift Nic (Annette Bening) ve Jules'ün (Julianne Moore) yapay döllenme yoluyla dünyaya getirdikleri iki çocukları Laser (Josh Hutcherson) ve Joni'nin (Mia Wasikowska) biyolojik babaları Paul'ü (Mark Ruffalo) bulmasıyla başlayan süreci anlatıyor. Çocukların gizlice iletişime geçmesi ve Paul'ün aile hayatına sızması, uzun yıllardır kurulmuş dengeleri ve ilişkileri derinden sarsar.
Performanslar filmin bel kemiğini oluşturuyor. Annette Bening'in kontrolcü ve korumacı Nic portresi ile Julianne Moore'un daha serbest ruhlu ve arayış içindeki Jules'ü mükemmel bir uyum içinde. Mark Ruffalo ise sorumluluklardan kaçan, çapkın ama temelde iyi niyetli Paul karakterine inandırıcılık ve sempati katıyor. Genç oyuncuların performansları da oldukça başarılı.
Cholodenko, senaryoyu Stuart Blumberg ile birlikte yazarken, karakterleri yargılamaktan veya didaktik olmaktan özenle kaçınıyor. Onun yerine, sevgi, sadakat, aldatma, kimlik ve aile bağları gibi evrensel temaları, önyargısız bir bakış açısıyla inceliyor. Film, 'normal' aile tanımını sorgularken, asıl meselenin cinsel yönelimler değil, iletişim, güven ve karşılıklı saygı olduğunu vurguluyor.
The Kids Are All Right izlemek için birçok neden var: Oscar'a aday gösterilmiş güçlü oyunculuklar, incelikli mizah anlayışı, sıcak ve gerçekçi diyaloglar ve herkesin kendinden bir parça bulabileceği evrensel bir hikaye. Modern ilişkilerin karmaşıklığını anlamak isteyen herkesin keyifle izleyeceği, akılda kalıcı bir dramedidir.
Performanslar filmin bel kemiğini oluşturuyor. Annette Bening'in kontrolcü ve korumacı Nic portresi ile Julianne Moore'un daha serbest ruhlu ve arayış içindeki Jules'ü mükemmel bir uyum içinde. Mark Ruffalo ise sorumluluklardan kaçan, çapkın ama temelde iyi niyetli Paul karakterine inandırıcılık ve sempati katıyor. Genç oyuncuların performansları da oldukça başarılı.
Cholodenko, senaryoyu Stuart Blumberg ile birlikte yazarken, karakterleri yargılamaktan veya didaktik olmaktan özenle kaçınıyor. Onun yerine, sevgi, sadakat, aldatma, kimlik ve aile bağları gibi evrensel temaları, önyargısız bir bakış açısıyla inceliyor. Film, 'normal' aile tanımını sorgularken, asıl meselenin cinsel yönelimler değil, iletişim, güven ve karşılıklı saygı olduğunu vurguluyor.
The Kids Are All Right izlemek için birçok neden var: Oscar'a aday gösterilmiş güçlü oyunculuklar, incelikli mizah anlayışı, sıcak ve gerçekçi diyaloglar ve herkesin kendinden bir parça bulabileceği evrensel bir hikaye. Modern ilişkilerin karmaşıklığını anlamak isteyen herkesin keyifle izleyeceği, akılda kalıcı bir dramedidir.


















